Hidroterapi

Hastalıkların ve fonksiyonel kayıpların tedavisinde suyun bir şekilde kullanılarak tecrübeli eğitmenler bünyesinde uygulanan bir havuz tedavi uygulamasıdır. Hidroterapide suyun sağladığı avantajları kullanarak başta Kou-iskelet sistemi, sinir sistemi, kardiyovasküler sistem ve salonum sistemi hastalıkları olmak üzere pek çok kısıtlılık ve özürlülük oluşturan durumu spesifik su içi egzersizlerle rehabilite edilmesidir.

Amaç: Kişinin fonksiyonel durumunu geliştirmek bağımsızlığını sağlamak ve yaşam kalitesini arttırmaktır. Suyun fiziksel özelliğini (kaldırma kuvveti, hidrostatik, basınç, direnç ve viskosite ve benzeri vb.) su içi egzersizler için ideal bir ortam oluşturulur. Bu fizyolojik özelliğin başında suyun kaldırma kuvveti gelir. Özellikle travma sonrası ortopedik cerrahi yada konservatif immo bilizasyon yapılan hastalıklarda yük bindirmenin istenmediği ancak eklem hareket genişliğinin sağlanmasını ve kas kuvvetinin arttırılması istenen durumlarda suyun kaldırma kuvvetinin sayesinde erken rehabilitasyona başlamak mümkün olur. Gelişmiş rehabilitasyon programlarının bir parçası olan hidroterapi, her hastanın bireysel ihtiyacına göre spesifik programlar uygulanır.

HİDROTERAPİ UYGULANAN ALANLAR

• Sereblal palsi (CP) • Kas iskelet sistemi yaralanmaları • Cerrahi girişim sonrası • Eklem zedelenmeleri • Kırıklar sonrası • Kas gerginlikleri • Obesite • Denge problemleri • Polio (çocuk felci) • Kas güçlendirmesi ve reedükasyon (hareket eğitimi) • Spor yaralanmaları • Kilo kontrolü • Diz bağları operasyonları • Eklem kirençlenmelerine bağlı kas zayıflıklarında • Diz protezi • Fibromiyalji (romatizmal hastalıklar) • Aksiyete (endişe-kaygı) • Kalça protezi • Multipi skleroz (MS) • Musküler distrofi • Nekahat dönemi (hastalık sonrası iyileşme dönemi)

HİDROTERAPİNİN SAĞLADIĞI YARALAR

• Kas gücünü arttırır • Oksijen alınımını ve aerobik kapasiteyi arttırır • Esnekliği arttırır • Denge ve koordinasyonu iyileştirir • Eklemlere zarar vermez • Gevşeme sağlar-dolaşımı düzeltir • Pozisyon duyusunu arttırır • Germe egzersizlerini kolaylaştırır • Ruhsal stres ve gerginliği azaltır • Zor ve yorucu egzersiz basit ve basit hale gelir.

Unutmayın!! Hidroterapi seanslara istikrarlı katılıp düzenli yapılırsa etkilidir.

DEVAMI

Duyu Bütünleme

Duyu bütünlüğü; çevre ile (sosyal ve fiziksel) olan etkileşimde bedeni etkili bir biçimde kullanabilmeyi sağlayan, vücut ve çevreden gelen duyuları organize eden nörolojik bir süreçtir (Ayres, Ginger 1980). Duyu bütünleme problemi; öğrenme becerileri, konsantrasyon, okul başarısı, sosyal iletişim, oyun becerilerinde de problemlere neden olur.

Kimlerde duyu problemi görülür?

Duyu problemi otizm, serebral paralizi, rett sendromu, hiperaktivite ve dikkat eksikliği, öğrenme güçlüğü, prematüre doğum ve daha pek çok durumda duyu modülasyon problemiyle karşılaşılır.

İnsan vücudunda 7 çeşit duyu vardır:

  1. Taktil(dokunma)
  2. Vestibüler(denge)
  3. Proprioseptif(vücut farkındalığı/ derin duyu)
  4. İşitsel
  5. Görsel
  6. Koku
  7. Tat

Sarılmaktan hoşlanmayan, halıda yürümekten hoşlanmayan, kıyafetlerinin dokusundan bile rahatsız olan, kumda yürümeyen, parmak ucunda yürüyen, saçlarını, tırnaklarını kestirirken ağlayan,

Hareket etmek istemeyen, düşmekten korktuğu için yaşıtlarıyla oyun oynayamayan, ayağının yerle teması kesildiğinde korkan

Bazı yiyecekleri yemek istemeyen, ağzına aldığında rahatsız olup çıkardığı için beslenmeyle ilgili problem yaşayan, öğrenmenin ve çevreyi keşfetmenin objeleri ağza götürerek kazanıldığı bebeklik döneminde beklenen gelişim basamağını gerçekleştirememe,

Diğer insanların kendine yaklaşmasına izin vermeyen, kalabalık ortamlarda tepki gösteren, okula başladığında kalemi tutmakta zorlanan,

Kokuya karşı hassasiyet gösteren, yemeklerin kokusundan rahatsız olduğu için yiyemeyen, tuvalet alışkanlığını koku nedeniyle kazanmakta güçlük çeken,

Elektrik süpürgesi, trafik gibi günlük hayatta sıkça karşılaştığımız gürültülere karşı fazla tepki gösteren, kulaklarını kapatan,

Işıktan herkesin olduğundan daha çok rahatsız olup karanlıkta kalmak isteyen,

Herkese ve herşeye dokunmak isteyen, altını ıslattığında farkına varıp rahatsız olmayan,

Dar alanlarda durmak isteyen, sıkıştırılmaktan hoşlanan, vurma davranışı gösteren, ağır eşyaları taşımak, tutmak isteyen, dar alanlardan geçmekte çok zorlanan, sürekli bir yere çarpan,

Gürültülü ortamları seven, fazlasıyla sesli oyuncakları tercih eden, kendi kendine gürültü çıkaran, sesin farkına varmayan,

Kendi etrafında dönen, durmadan hareket etmek isteyen,

Rahatsız edici parlak ışığa bile bakmaktan hoşlanan, renkli-süslü eşyalara ilgi duyan,

Kötü kokuları bile koklamaktan hoşlanan, baskın bir kokuya ihtiyaç duyan( ojeli tırnakları koklamak isteyen bir çocuğunuz varsa siz de duyu bütünleme tedavisinden fayda görebilirsiniz.

 

DUYU DİYETİ İLE BU PROBLEMLER ÇÖZÜLEBİLİR!

Duyu bütünleme terapisiyle duyu modülasyonu ve çocuğun duruma uygun adaptif cevap açığa çıkarması sağlanır. Hissettiği duruma göre nasıl davranması gerektiğini öğrenir. Çocuk çevresiyle uyumlu, mutlu, duyu uyaranlarını tolere edebilir ve öğrenmeye hazır hale gelir.

Duyu bütünleme tedavi programı çocuğa göre belirlenir.

DEVAMI

Sportif Faaliyetler

Hareket Eğitimi, çocuğun sinir kas koordinasyonunu geliştirmeyi, fiziksel uygunluğu artırmayı, algısal motor gelişimini desteklemeyi, sosyal-duygusal gelişimini sağlamayı ve öğrenme yeteneğinin geliştirilmesini amaç edinir. 5-7 Yaş arasındaki çocuklar gelişim dönemlerinden temel hareketler evresinin olgunlaşma aşaması içerisinde yer alırlar.. Bireyin temel hareket becerilerinin dengeli bir biçimde geliştirilmesi, yaratıcı ve düzeltici bir eğitimle mümkün olabilmektedir. Temel hareket modellerinde olgunluk seviyesine ulaşamama, hareketlerin spora uyarlanmasına da engel olacaktır. Düzenli fiziksel aktivite çocukluktan yaşlılığa kadar önemlidir. Fiziksel aktivitenin sağlığa çeşitli yararları vardır. Yetişkinlerde kroner kalp hastalıkları, felç, hipertansiyon, diabet, kemik erimesi, depresyon ve bazı kanser risklerini azaltır. Dünya Sağlık Örgütü ‘Sağlığı sadece hastalıklardan ve mikroplardan korunma değil, bir bütün olarak fiziki, ruhi ve sosyal açıdan iyi olma hali’ olarak tanımlar. Yaşadığımız çağa göre ise; duygusal, ruhsal,entelektüel, toplumsal, mesleki ve fiziksel olarak sağlıklı olma hali olarak açıklanabilir.

Hareket Eğitimi Alan Çocukların Kazandığı Özellikler
Vücutlarının ve kapsadığı alanı farkında olurlar, güç ve bağlantı gibi bileşikleri kullanarak hareket etmesini öğrenirler.
Çeşitli fiziksel aktiviteleri yapmak için gerekli becerileri kazanırlar.
Manipulatif, lokomotor ve non-lokomotor becerilerde yeterlilik kazanırlar.
Tüm yaşam için fiziksel aktivite alışkanlığı kazanırlar
Dikkat etme, düşünceyi bir araya toplama, yaratıcılık ve hayal gücünü kullanma yeteneğini geliştirirler.
Hoşgörü ve işbirliği kazanıp kurallara saygı göstermeyi, yenilgi ve başarıyı uygun karşılama becerisi kazanırlar.
Okul öncesi dönem ile başlayan temel hareketler döneminin çocuklar açısından iyi değerlendirilmesi gereken bir dönem olduğu ve bu dönemde uygulanan hareket eğitimi programlarıyla uygulama şekillerinin önemi, bir çok araştırmacı tarafından vurgulanmaktadır.

Özel Eğitimde neden spor ?

Gelişen teknoloji, iletişim dünyasında ki iletişimsizlik, hava kirliliği, gıdalarda ki bozulmalar, beslenme alışkanlıklarının değişmesi, televizyon yada bilgisayar başında tüketilen zaman ve daha saymadığımız bir çok neden var insanların düzenli spor yapma gereksinimlerini arttırıcı. Neden spor yapmalıyız ? Aslında bunun cevabı açık; sağlıklı, zinde, hastalıkların uzağında güzel ve kalite düzeyi yüksek, sosyal bir yaşam için. Spor dediğimiz de yalnızca bir alanda yoğunlaşmamak gerekir;

1. Sağlık Ve Zindelik İçin Spor.
2. Boş Zamanların Etkin Kullanımı İçin Spor.
3. Sosyal Yaşamda İletişim Ve Ortak Bir Payda İçin Spor.
4. Yarışma Amaçlı Performans İçin Spor..

Bu maddeler daha da çoğaltılabilir. Tabii otistik çocukların otizmin doğası gereği dezavantajlı oldukları, özgürce hareket edebilme, istendik hareket çokluğu, sosyal çevrede özgür hareket, enerji boşaltımı gibi olgular göz önünde bulundurulduğunda, spor otistik bireyler için bir zorunluluktur. Bu sebeple yukarda ki maddeleri otistik bireyler için ayrı ayrı ve detaylı olarak irdelemek gerekir.

Sağlık Ve Zindelik İçin Spor: Bir otistik bireyin, bu tanıyı aldığı ortalama 2 yaşından sonra sosyal toplumda kendisini ifade edememesi, ailenin koruma iç güdüsü, dış çevrenin bakış açısı gibi nedenlerden dolayı hareketli geçirdiği zaman diğer bireylere nazaran çok daha kısıtlı olmaktadır. Birde ikamet edilen ev bahçesiz apartman tipi bir ev ise hareket ortalaması olması gerekenin çok aşağısında kalmaktadır. Bugün tüm dünyada yeni bir kavram olan ve üzerinde çok fazla durulan “çocuğun oyun ve özgür hareket hakkı” gibi kavramlar ne yazık ki otistik çocuklar için ayrıca üzerinde düşünülmesi gereken kavramlardır. Hem kullanılan ilaçların yan etkileri hem sedanter ( hareketsiz ) bir yaşam şekli otistik bireylerin ilerleyen yaşlarda aşırı kilo, çeşitli kardio rahatsızlıklar, kas iskelet sisteminde hareketsizliğe bağlı zayıflık gibi bir çok rahatsızlıkla karşılaşmasına neden olabilmektedir. Yapmış olduğumuz çalışmalarda bazı bulguları paylaşmak gerekirse
• Çok hareketli olan otistik bireylerde dahi aerobik kapasitelerinin gelişmemesine bağlı olarak uzun süreli dayanıklılık bulunmamakta ve yapmış oldukları hareketler hızlı ancak hareket devamlılığı bulunmamaktadır. Hareket süreleri çalışmaların devamlılığı ile uzatılabilmekte buna paralel olarak dikkat yoğunlukları da artmaktadır.

• Bir çok otistik çocuğun vücut postürlerinde kasların çalıştırılmamasına bağlı olarak bozukluk olmaktadır( kamburluk, ayaklarda içe yada dışa basma v.b) hareket edinimleri ile birlikte kuvvetlenen kas yapısına paralel olarak bu bozukluklarda düzelme meydana gelmekte ve özellikle vücut postürlerinde erken çalışmalar neticesi her hangi bir bozukluk meydana gelmemektedir.

• Önemli konulardan birisi de güç kontrolü ve hareket yoğunluğunda kullanılan enerji miktarı ve türüdür. Otistik bireylerin hareket edinimleri neticesi farkındalıklarının artması az enerji gerektiren durumlarda fazla güç ve enerji harcamalarının önüne geçmektedir. Burada bir diğer önemli hususta sporla birlikte uyarılan kas ve sinir hücrelerinin bireyde ki hissetme ( farkında olma ) duyusunu arttırması ile kişinin kendisi yada çevresine zarar verebilecek kontrolsüz güç uygulamalarının da önüne geçmesidir.

Boş Zamanların Etkin Kullanımı İçin Spor : Normal devlet okuluna giden bir öğrencinin günde 6 saat örgün eğitime dahil olmasına rağmen arta kalan zamanda mutlaka oyun ve harekete dayalı en az 2 yada 3 saat geçirmesi gerekir. Sokakta geçirdiği zamanın dışında belli bir spor disiplinine katılması ve haftada en az 3 gün ikişer saat bu spor dalı ile ilgili bir uğraş içerisinde bulunması da sağlıklı bir boş zaman değerlendirmesi olacaktır. Otistik bireylerde durum biraz daha farklı burada iki gruptan bahsedebiliriz birinci grup devletin vermiş olduğu ( 6-8 saat) ders ücreti dışında fazla ders alarak hafta içi günlerin tamamını dolduran ve boş zamanlarını evde değerlendiren grup, ikinci ise bu derslerle yetinip zamanının büyük bir bölümünü evde geçiren grup burada önemli olan nokta otistik bireylerin ders saatleri dışın da kalan bölümü aktif bir şekilde geçirebilmeleridir. Barındırdıkları mevcut enerjinin doğru bir şekilde harcanması gerekmektedir.

Sosyal Yaşamda İletişim Ve Ortak Bir Payda İçin Spor : Sporun bir diğer ve önemli başlığı insanları iletişimsel olarak yaklaştırması ve ortak bir payda da buluşturabilmesidir. Örnekle açıklayacak olursak bir basketbol takımında ki sporcuların ortak paydası basketbol topu, ortak amacı karşı takıma sayı yapmaktır. Bu payda da, hem insanları ortak bir uğraş etrafında toplaması hemde iletişimsel alışverişlerini kuvvetlendirmesi açısından son derece önemlidir. Otizm açısından baktığımızda da durum bundan farklı değildir, otistik bireylerin kendisiyle aynı materyallerle uğraşan insanlarla iletişim kurma isteği taşımaları ve bu şekilde dışa kapattıkları dünyayı yavaş yavaş kendi paydaşları ile paylaşmaları çokta yadırganacak bir durum değildir.
Yarışma Amaçlı, Performans İçin Spor : Burada amaç birisi yada bir grubu geçmek olarak algılanabilir. Ancak otizm de her birey kendisine has özellikler taşıyorsa geçeceği kişi rakibi değil kendisi olmalıdır. Yaptığımız çalışmalar ile ilgili şunu söylemekte fayda var her bir öğrencimiz kendisine göre bir branşta diğerlerinden daha iyi ancak o branşa odaklanması yerine bütün branşların kendisine has özelliklerinden faydalanması çok daha iyi olacaktır.

Her insanın spor yapma hareket etme özgürlüğü ve hakkı vardır. Günümüz de spor yapmak her anlamda lüks değil bir zorunluluktur. İlerleyen haftalarda ailelerimizin çocukları ile birlikte sporla vakit geçirmelerini amaçlayan bir dizi programı sizler ile paylaşacağız. Hem çocuklarımızın bilinçli hareket edinimleri hem ailelerimizin bu konuda bilinçlendirilmesi amacı ile de bir dizi bilgilendirme toplantısı yapacağız. Burada amaç çocuklarımızın spor hocalarının dışında aileleri ile birlikte de sistemli ve düzenli spor etkinliklerinde bulunmalarıdır.

NEDEN SPOR EĞİTİMİ?
Spor eğitimi, günlük yaşamlarında bir takım engeller ve sınırlılıklarla karşılaşan özel gereksinimli bireylerin yaşamlarını zenginleştirir. Spor eğitim sürecinde, çocuk öncelikle iyi eğitimli ve dinamik gençleri kendine model alır, yeni bir beceri kazanmanın mutluluğunu yaşar, arkadaş edinir, başarı duygusunu yaşar. İl dışında yapılan yarışmalar ve kamplar aracılığı ile ailesinden uzakta kalabilmeyi, kendi kendine yetebilmeyi öğrenir ve sorumluluk duygusu gelişir. Spor yolu ile artık engelli tanımından uzaklaşıp, sporcu kimliği ile ön plana çıkar. Böylece, toplumla bütünleşerek daha mutlu, daha doyumlu bireyler olarak yaşamlarını sürdürme olanağı yakalarlar.

ÖZEL EĞİTİMDE SPORUN ÖNEMİ
Spor, çocukların bedensel gelişiminde büyük öneme sahiptir.
Spor bireyin;
—Kas ve eklemlerini istenilen düzeyde kullanmasına yardımcı olur.
—Beden dili, jest ve mimik kullanmalarına katkı sağlar.
—Bireyin ihtiyacı olan uyaranları hareket çalışmalarıyla merkezi sinir sistemine doğru bir şekilde iletir.
—Yeni arkadaşlıklar kurma, toplumsal hayata adapte, grup içinde yer edinme ve sosyal çevreyi keşfetmede önemli rol oynar.
—Eğlence, heyecan gibi duyguların oluşumuyla duygu dünyasına renk katar.
—Sportif faaliyetlerde yer alan çocuklar yarışmayı, kazanma ve kaybetme duygularını tadarak farklı duygularla mutlu olmayı öğrenmeye başlarlar.
—Spor yapan çocuklar edindikleri becerileri günlük hayata aktarma becerisini geliştiririler.
—Spor, bireyin hayata bağlanmasına yardımcı olur.
—Sportif aktivitelerde sergilenen performans kişilik gelişimlerine yardımcı olur ve toplum tarafından kabul görülmelerini sağlar.
—Sportif aktiviteler; bireylerin yaşam kalitelerini yükseltmede rol oynar.
Çocuklarla farkındalık kendi bedenini tanımakla başlar. Bu yüzden çocukların kaygan ve yumuşak zemin üzerinde yuvarlamasına, sürünmesine, uzanmasına fırsat vermek önemlidir. Çünkü bu sayede sosyal ve duygusal gelişimini hızlandırmak daha kolay olacaktır.

ÇOCUĞUNUZUN İNCE MOTOR BECERİLERİNİ NASIL GELİŞTİREBİLİRSİNİZ?

İnce motor beceriler çocukların ellerini ve parmaklarını kullanabilmesini sağlayan beceriler grubudur. Çocuklar el-göz hareketlerini koordine etme becerisi (el-göz koordinasyonu) geliştikçe ellerini daha iyi kullanmayı, oyuncaklarla oynamayı öğrenir. 3-5 yaş arasında ince motor becerilerde belirgin bir gelişim görülür.

Günlük hayattaki etkinliklerin büyük bir bölümü ince motor becerileri yeterli düzeyde kullanmayı gerektirir. Ellerini, parmaklarını iyi kullanamayan çocukların akademik başarıları olumsuz etkilenir. Yazı yazmakta zorlanırlar, çoğu kez sınıfın gerisinde kalırlar. Çocuğun bu alanda kendini yetersiz hissetmesi kendine güvenini azaltır ve diğer alanlarda da başarısını olumsuz etkileyebilir.

Deneyimler, bu becerilerin gelişmesi için yeterli fırsatın verilmesi ince motor becerilerdeki başarıyı etkiler. Sizler de evde basit etkinliklerle çocuklarınızın ince motor gelişimini destekleyebilirsiniz. Sizler için bazı etkinlik örneklerini sunuyoruz.

3-5 YAŞ GRUBU İÇİN ÖNERİLER:

Küp ve legolarla oynama: Küpleri, plastik karton kutuları üst üste koyarak kule yapma oyunları oynayabilir; legoları takıp çıkararak çeşitli şekiller yapabilirsiniz. Küçük çocuklarla elinde tutabileceği büyük küpleri ve legoları tercih etmek gerekir. Bunları üst üste koymak veya takıp çıkarmak daha kolaydır. Büyüdükçe ve yapabilirliği arttıkça daha küçük parçalara geçmelisiniz.

Oyun hamuruyla oynama: Oyun hamuruyla veya kille şekiller yapma, yuvarlama, parmakları kullanarak koparma oyunları oynayabilirsiniz. 3 yaş gibi küçük çocuklar için daha büyük parçalar koparması zamanla daha küçük parçalar koparabilmesi beklenir.

Parmak kuklaları: Parmak kukularıyla oyunlar hem parmaklarını kullanabilmesi geliştirecek hem de dil gelişimi için faydalı olacaktır. Parmakların boyanması ile de kuklacılık oynanabilir.

Yap-boz yapma: Yaşına uygun yap-bozlar ince motor gelişimi ve el-göz koordinasyonu için oldukça faydalı oyuncaklardır. 3 yaş grubu gibi küçük çocuklar için tutmalı tahta yap-bozlarla başlamalısınız. Bu tür yapbozlarda çocuk elindeki parçayı doğru yere yerleştirmelidir. Parça sayısı da önemlidir. 4 parça gibi az sayıda parçalı olanlardan başlayıp, çocuğunuz bu alanda geliştikçe parça sayısını arttırmalısınız.

Karton yapbozlar daha zordur. Bunları yaparken bir bütünün parçalarını bir araya getirmesi gerekir. Bu yapbozlarda da daha büyük ve az sayıda olanlardan başlayıp zaman için de çok sayıda küçük parçalı olanlara geçmek gerekir.

Parmak boyama: Sizin çizdiğiniz şekilleri boyama, parmak boyası kullanarak geometrik şekilleri çizme etkinlikleri yapabilirsiniz.

Boyama çalışmaları: Pastel ,suluboya ya da kuru boyalarla boyama etkinlikleri kalem tutma becerisini geliştirecektir. İlk başlarda sadece karalama yapması yeterlidir. Önce büyük alanları zamanla daha küçük ve sınırlı alanları boyamasını beklemelisiniz.

Kesme yapıştırma çalışmaları: Dergi, gazetelerden ilgisini çeken resimleri kesip yapıştırarak kolaj çalışmaları yapabilirsiniz. Makasla kağıt kesme, oyun hamuru kesme gibi oyunlar oynayabilirsiniz.

İpe boncuk dizme: İpe farklı büyüklükte boncuk, makara dizerek kolye yapabilirsiniz. Boncuk yerine evdeki düğmeleri kullanabilirsiniz. Önce büyük delikleri olan nesnelerle başlamalı, bu beceri geliştikte daha ufak boncuklara geçmelisiniz.

Baş ve işaret parmağını kullanarak küçük nesneleri toplama oyunları: Tepsiye minik nesneleri ( Küçük nesneler bulmakta zorlanıyorsanız mercimek,fasulye, nohut gibi ufak taneli yiyecekleri kullanabilirsiniz. Oyuncak çivi tahtası varsa bunun çivilerini ya da küçük boncukları kullanabilirsiniz.) döküp bunları baş ve işaret parmağını kullanarak kavanoza doldurma oyunu oynayabilirsiniz. Benzer çalışmayı baş ve işaret parmağını kullanarak kavanozdan bu küçük nesneleri çıkarıp tepsiye koyma şeklinde de oynayabilirsiniz.

Kurmalı oyuncaklar: Kurmalı oyuncakları ya da müzik kutularını onun çalıştırması için teşvik edin.

Mikado: Masaya döktüğünüz tahta çubukları diğerlerini hareket ettirmeden toplama şeklinde oynayabilirsiniz. Mikado çubuklarını bulamıyorsanız kibrit çöpleriyle ya da çöp şiş sopalarıyla bile oynayabilirsiniz. Bu tip sopaların uçları sivri olabileceği için çocuğunuzla beraber oynamaya özen gösterin ayrıca ona bu uçların dikkatli olunması gerektiğini de öğretir.

Kavanozları açıp kapama: Evdeki çok sıkı kapatılmamış kavanozları sizin için açıp kapatmasını isteyebilirsiniz. Kavanoz kapakları çocuğunuzun ellerini kapsayacağı büyüklükten fazla olmamalıdır.

Oyuncak çivi tahtasıyla oynama: Oyuncak çivi tahtasına farklı büyüklükteki plastik çivileri takıp çıkarma oyunları oynayabilirsiniz. Büyüklerle başlayıp zamanla küçük parçalara geçmelisiniz.

Fermuar açıp kapama, düğme ilikleme: Öz-bakım becerileri ince motor becerilerin gelişimine önemli katkı sağlar. Düğmelerini ilikleme, fermuar açıp kapatma gibi işleri oyun yerine yapmayın. Açmak daha kolaydır önceleri açması için teşvik edip bunu yapabildikçe kapamasını öğretebilirsiniz. Bunları onun yapması için teşvik edin, zorlandığında yardımcı olun.

DİKKAT EDİLECEK ŞEYLER

Tüm becerilerde küçük yaş grubu için en kolay olandan başlamak ve yaş ilerledikçe ve çocuğun yapabilirlik düzeyi arttıkça daha zor olana geçmek gerekir. Yaş seviyesine uygun olmayan etkinliklere çocuğunuzu zorlamak bu etkinliklerden kaçınmasına yol açabilir. Örneğin henüz büyük bir alanı karalama şeklinde boyayamayan bir çocuğun taşırmadan girintili çıkıntılı küçük şekilleri boyamasını beklememelisiniz.
Tüm etkinliklerde büyük olanlardan başlamak, çocuk yapabildikçe daha küçük parçalara geçmek gerekir. Kolay olan büyük parçalardır, parçalar küçüldükçe zorlaşır. Ancak büyük parçaları seçerken elinde tutabileceği büyüklükte olmasına dikkat etmek gerekir.

Çocuğunuza yeni bir beceri öğretirken, ona önce model olun sonrasında bu beceri gelişene kadar elini tutarak ya da nasıl yapacağını anlatarak yardımcı olun. Bu yardımları zamanla azaltmalısınız. İlk denemede yapamıyor diye hayal kırıklığına uğramamalısınız. Yeni bir becerinin gelişmesi için çocuğunuzun öğrendiklerini tekrar etmesi gerekir.

Bu etkinlikleri yaparken özellikle 3 yaş grubu gibi küçük çocuklarla birlikte olmasınız. Kendine istemeden zarar vermemesi için gözetim gereklidir.

Çocuğun ince motor beceri gerektiren etkinliklerden kaçındığı, bu becerileri öğrenmekte zorlandığı durumlarda ve zaman içinde de bir gelişme gözlenmiyorsa bir uzmana başvurmak faydalı olacaktır. Zorlanmasının nedenlerini anlamak ve bu becerileri desteklemek gerekmektedir.

REHBER EĞİTMEN  KİMDİR ?

Rehber eğitmen; Farklı gelişim gösteren bireylerin hayatının her alanında dengeyi yakalaması ve hedeflerini gerçekleştirmesi için yapılan profesyonel bir çalışmadır.
Rehber eğitmen çalışmasında,öncelikle bireyde var olan potansiyeli tespit eder sonunda ulaşmak istediğiniz noktaları net bir şekilde belirlersiniz.

Neden ve niçin sorularını sormayız. Geçmişe bakmayız. Şuan bulunduğunuz noktadan varmak istediğiniz noktaya nasıl varacağınıza yoğunlaşır.

Rehber eğitmen aynı zamanda yaşam rehberliği  görevini de üstlenir. Hedef’e yürümeniz rehberle birlikte kararlaştırılan uygulamaları yerine getirmenizle mümkün olur.

Rehber eğitmenliği çalışmaları, kısa ve uzun vadeli olarak çocuğun durumuna göre programlandırılır. Kısa vadeli programlarda; Öncelikle bireyin toplum içerisinde var olan problem davranışları ele alınıp çözümlendirilir. Uzun vade’de ise; Bireyin hayatını en kaliteli şekilde yaşayabilmesi ve tamamen bağımsız bir yaşam sürdürebilmesi için hazırlanan eğitim sürecidir ve bu eğitim sürecinde bire bir eğitim esastır! Eğitim Koordinatörleri tarafından hazırlanan programlar bireye özeldir.

Rehber eğitmenliği eğitimi, çocuğu anlama ve tanıma noktasında başlamaktadır. Çocuğun doğasının tanınması ve saygı duyulması çok önemlidir.

Otizmde yaşam kalitesini arttırmak için sporu çocuklar ve tüm otizmli bireyler için şart buluyoruz. Sporla normal insanların bile sosyalleşmesi daha kolay, aynı etkiyi otizmli çocukların üzerinde‘de vermesini ve çocukların insanlarla daha çabuk kaynaşacağını biliyoruz. Spor eğitiminin yanında rehber eğitmenliği ya da spor liderliğini kullanıyoruz. Çocukların öz bakımını, yaşam becerisini geliştirmesini sağlıyoruz. Diş fırçalama, ayakkabı bağcığını bağlama, iyi ile kötünün ayırt edilmesi, algıda seçicilik kısacası hayatın her anında onlara yardımcı olmaya çalışıyoruz

Başarılı Bir Rehber Eğitmen İlişkisi İçin Bir Rehber Eğitmende Bulunması Gereken Özellikler:

Başarılı bir rehber eğitmende bulunması gereken özellikler şöyle sıralanabilir.

Başarılı bir rehber yaptıkları işlerin sonunda hangi amaca ulaşılacağını iyi bilirler.
Etik değerlere önem verirler.
Hem yaptıkları işe hem de çalıştığı bireye karşı bağlılık ve sorumluluk duygusu taşırlar.
Eğitim Koordinatörü ile sürekli ve etkili iletişim içindedirler.
Sabırlı, merhametli ve her haliyle rol modeldir Rehber Eğitmeni.
İlk önceliği her zaman, çalışmış olduğu öğrencisidir.
Rehber Eğitmen, Liderlik ilişkisi içinde olduğu birey ya da takımların motivasyonlarını ve performanslarını etkileyen tüm olayları ve gelişmeleri yakından izlerler.
Ayrıntılara önem verirler, dikkatli bir gözlemci ve dinleyicidirler.
Öğretmen oldukları kadar öğrenci olmayı da bilirler ve bunu isteyerek yaparlar.
Güvenilirlerdir. İnsanlar arası ilişkilerde güvenin rolünü ve önemini çok iyi bilirler.

DEVAMI

Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık

Özel eğitime gereksinimi olan çocukların okul-veli-öğretmen üçlüsü zincirinde ihtiyaçları belirlenip bunların giderilmesi adına çalışmalar düzenlenmektedir.

Çalışma alanlarını şu şekilde sıralayabiliriz:

* Özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin ilgi alanları, yetenekleri, yeterlilikleri ve iletişim örüntüleri gibi özelliklerini tanımalarına, kendileri ve çevreleriyle ilgili farkındalık kazanmalarına, temel problem çözme stratejilerini geliştirmelerine, çevreleriyle olumlu ilişkiler kurmalarına, daha verimli çalışma alışkanlıkları geliştirebilmelerine, ders dışı etkinliklere katılıma özendirilmelerine; kendileri, çevreleri ve eğitimle ilgili sorunlarını ve güçlüklerini çözebilmelerine yönelik psikolojik destek/danışma hizmetlerini planlanır ve yürütülür.

* Gerektiğinde özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin yaşadıkları problem ve güçlüklerin çözümünde diğer özel öğretim ve rehabilitasyon personeli, bireyin anne ve babasıyla iş birliği içinde çalışmalar geliştirilir ve yürütülür.

* Gerektiğinde kaynaştırma öğrencilerinin devam ettikleri okul rehberlik servisleri ve sınıf öğretmenleriyle iş birliği yapılır ve çalışmalar planlanır.

*  Eğitim alan özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin anne veya babalarına yönelik psikolojik danışma, rehberlik ve gerektiğinde terapi hizmetlerini yürütür.Gerektiğinde anne ve babaları psikolojik yardım alabilecekleri kurum ya da kuruluşlara yönlendirilir.

* Aile eğitimi ve danışmanlığı programlarında alanı ile ilgili konularda yer alır ve uygulamaya katılır. Ailelere, özel eğitime ihtiyacı olan bireylere yönelik hizmet alanına uygun, toplantı, konferans ve seminer gibi hizmet içi eğitim planı hazırlanır ve uygulanır.

DEVAMI


Gelişimsel Değerlendirme Testleri

Özel İlk Evin Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi Test Birimi olarak çocuk, ergen ve yetişkinler için test uygulamalarımız başlamıştır.

Çocuk, ergen ve yetişkinlerin ruhsal problemlerinin belirlenmesi, gelişimsel sorunları olan çocukların tanılanması ve gelişim takibinin yapılmasında uzman psikolog kadromuzun yürüttüğü test uygulamaları başlamıştır.

Genetik kökenli, doğum öncesinde, doğum esnasında veya doğumdan sonra etkenlere bağlı olaraktan çocukların gelişimlerinde sorunlar oluşabilir. Bebeklikte motor gelişiminde gerileme olarak ortaya çıkan bir problem, daha sonraki yıllarda dil, zihinsel ve sosyal gelişimlerini de etkileyebilir. İlkokul çağına geldiğinde çocuğun okuldaki öğretmen ve arkadaş ilişkileri ile beraber dersleri de beklenen seviyede olmayabilir.

İleri yaşlarda oluşabilecek problemleri erken teşhis etmek adına bebeklik dönemi itibariyle çocuğunuzun gelişiminin gözlemi ve uzman tarafından takibi önemlidir. Çocuğunuzda diğer çocuklarla kıyasla farklı olan ya da hiç olmayan davranışlar, çevreye ilgisizlik ve tepkisizlik, motor gelişiminde aksaklık gibi durumlar gözlemliyorsanız, gelişimsel bir sorun söz konusu olabilir. Bir an önce gerekli (gelişimsel) testlerin uygulanması ve tanı konması ise oluşturulması gereken tedavi programı hakkında size açıklık getirir.

Gelişimsel testler çocukluğun ilk yıllarında, genelde yaklaşık 6 yaşa kadar, yaygın olarak kullanılır. Ülkemizde en bilinen ve yaygın kullanılan gelişimsel tarama testleri Denver II ve AGTE testidir.

Yaklaşık 4 yaş itibariyle çocuklara zekâ testleri uygulanabilmektedir. Artık gelişim seviyesi kavramı yerine zekâ seviyesi kavramı daha sık kullanılır. Zekâ kavramı çok boyutlu bir kavramdır ve günümüze kadar uzanan ‘Zekâ kalıtsal mı ya da sonradan geliştirilebilir mi?’ sorusu hala tartışılmaktadır. Dünyada ve ülkemizde en yaygın kullanılan test ise WISC-R testidir ve 6 – 16 yaş arası çocuklarda uygulanabilir. Zekâ geniş bir kavram olduğundan dolayı tek bir test sonucu ile saptanması aslında ikinci tartışılan bir durumdur. Günümüzde uygulanan ve hala geliştirilen zekâ testleri mümkün olduğu kadarıyla çok boyutluluğu göz önünde bulunduruyor ve cinsiyete, kültüre, sosyal duruma bağlı durumların etkisini kontrol etmeye çalışıyor. Zekâ testlerinin bizlere sadece bir rakam olarak sonuç vermediğini ise ayrıca göz önünde bulundurmalıyız. Dolayısıyla test yapıldıktan sonra ortaya çıkan ‘zekâ profilinin’ analizi çok önemlidir. Örneğin, zekâ puanı ortalamanın içinde çıkan bir çocuğun profilini incelediğinizde özellikle sözel alt testlerinde ortalamanın altında kaldığı gözlemlenebilir. Ya da özellikle performans alt testlerinde çocuğunuz zorlandığından dolayı, bu alanda ortalamanın altında çıkabilir ve bu durum genel zekâ puanını etkileyebilir. Ayrıca çocuğun test esnasındaki genel ruh durumu ve tepkileri de gözden kaçırılmamalıdır.

 

ÇOCUK VE ERGENLERE YÖNELİK TEST UYGULAMALARI

Çocuklukta ortaya çıkan bazı ruhsal problemler veya doğuştan getirilen gelişimsel sorunlar, çocukların gelişimlerini sağlıklı bir şekilde tamamlayamamalarına neden olmakta, okuldaki arkadaş-öğretmen ilişkilerini ve derslerini de olumsuz etkilemektedir. Çocuğunuzda, diğer çocuklardan farklı ve onlarda olmayan davranışlar, çevreye karşı ilgisizlik, tepkisizlik veya yaşı itibariyle gerçekleştirmesi gereken bazı davranışları gerçekleştirememe gibi durumlar gözlemliyorsanız çocuğunuzda gelişimsel bir problem olabilir. Bu durumda gerekli testler uygulanarak tanı koyulması ve izlenecek tedavi programının oluşturulması gerekir. Ergenlik ise, çocukluk ve yetişkinlik dönemleri arasında bir geçiş dönemi olarak düşünülebilir. Bu dönem yoğun kimlik bunalımları ve duygu durumda dalgalanmaların yaşadığı bir dönemdir. Kişinin kendi içinde yaşanan sıkıntılar, aile içi çatışmalar ve sosyal problemler bunlara örnek olabilir. Ayrıca bazı ruhsal hastalıkların da özellikle bu yaşlarda kendini göstermeye başladığı bilinmektedir. Bunlarla birlikte, özellikle ülkemizdeki sınav sisteminin getirdiği sıkıntılar bu dönemde karşılaşılan sorunların başlarındadır. Ergenlikte yaşanan bu gibi sorunların temelindeki nedenleri belirlemek için birimimizde çeşitli değerlendirme testleri bulunmaktadır.

Birimimizde Çocuk ve Ergenler İçin Uygulanan Objektif Testler:

Zeka Testi

• Weschler Çocuklar İçin Zeka Ölçeği ( WISC-R )

Nöropsikolojik Testler

• Burdon Dikkat Testi • Bender –Gestalt Psikomotor Koordinasyon ve Algı Testi

Gelişimsel Testler

• Ankara Gelişim Tarama Envanteri ( AGTE ) • Denver II Gelişimsel Tarama Testi • Peabody Resim Kelime Eşleştirme Testi

Ölçekler

• Çocuk Depresyon Envanteri • Çocuk Anksiyete Envanteri • Sınav Kaygısı Ölçeği • Başarısızlık Nedenleri Anketi • Conners’ Ebeveyn Derecelendirme Ölçeği

Birimimizde Çocuk ve Ergenler İçin Uygulanan Projektif Testler:

• Tematik Algı Testi ( TAT ) • Beier Cümle Tamamlama Testi

YETİŞKİNLERE YÖNELİK TEST UYGULAMALARI

Günlük yaşamınız içerisinde kendinizi her zamankinden daha mutsuz, endişeli, gergin hissediyor, çözümünü bulamadığınız sorunlar yaşıyor olabilirsiniz. Stres düzeyiniz olağandan daha çok ve sizin baş edemediğiniz bir noktada olabilir. Garip veya saçma olduğunu düşündüğünüz bazı düşünceleri aklınızdan atamıyor, bazı davranışları engellemek isteseniz de tekrarlıyor olabilirsiniz. Karşılaştığınız bu sorunlar dönemsel olabileceği gibi, psikolojik bir bozukluğa da işaret ediyor olabilir. Bu noktada probleminizin arkasındaki nedenleri belirlemek ve gerekli yönlendirmelerin yapılabilmesi için merkezimize test uygulamaları için başvurabilirsiniz.

Birimimizde Yetişkinler İçin Uygulanan Objektif Testler:

Kişilik Testi

• Minnesota Çok Yönlü Kişilik Envanteri ( MMPI )

Ölçekler

• Belirti Tarama Testi (SCL-90 R) • Beck Depresyon Envanteri • Aile Hayatı ve Çocuk Yetiştirme Tutumu Ölçeği ( PARI ) • Çiftler Uyum Ölçeği

Birimimizde Yetişkinler İçin Uygulanan Projektif Testler:

• Tematik Algı Testi ( TAT ) • Beier Cümle Tamamlama Testi

Bunlara ek olarak, birimimizde algı, dikkat, bellek gibi bilişsel fonksiyonları değerlendirmek üzere aşağıdaki nöropsikolojik testler de uygulanabilmektedir.

Birimimizde Uygulanan Nöropsikolojik Testler:

• Wisconsin Kart Eşleme Testi (Wisconsin Card Sorting Test) • İz Sürme Testi ( Trail Making Test) • Stroop Testi ( Stroop Test) • Rey İşitsel Sözel Öğrenme Testi (Rey Verbal Learning Test)

Özel İlk Evin Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi Test Birimi

DEVAMI


Uzay Terapisi

Uzay Terapisi Nedir?

Engelli çocuklarımızı yaşamları süresince maksimum bağımsız düzeye getirmek için biz fizyoterapistler, özel eğitimciler, çocuk gelişim uzmanları ve psikologlar birçok farklı rehabilitasyon ve eğitim yöntemleri üzerinde çalışmalar yapmaktayız.Buradaki nihayi amaç engelli çocuklarımızı maksimum bağımsızlığa ulaştırmaktır.Bunun için de gerekli olan kas kuvvetini arttırmak,denge ve koordinasyonu geliştirmek,aktif ve pasif hareket sınırını artırmak kontraktür oluşumunu engellemek,belirli pozisyonlarda stabilize ederek yerçekimi hissini yaşamalarını sağlamak ve kendine güven duygusunu geliştirmek amaçlanmaktadır. Uzay terapisinde bir kafes ve bunun yanında çeşitli ekipmanlarla engelli bireyi  istenilen pozisyona alabilmek, gereken destekleri gerektiği kadar vererek hastayı mümkün olduğu kadar fonksiyonel kılabilmek amaçlanmaktadır.Bunun yanında bir makara sistemi de dahil edilerek hastayı ayağa kaldırıp gerekli destek sağlanarak yürütülmesi, gerekli kasların kuvvetlendirilmesinde ağırlik yardımıyla kasların çalıştırılması  amaçlanmaktadir.

Uzay Terapisinin Uygulama Alanları

Spor yaralanmalarıRomatoid artritOrtopedik hastalıklarVestibular hastalıklarDuyusal rahatsızlıklarKas tranplantasyonPediatrik hastalarSerebro-vasküler olay (SVO)Post-travmatik durumlarMerkezi sinir sistemi hastalıklarıSerebral palsi (CP)Spina bifidaGelişimsel gerilikDown sendromu

Hazırlayan: İlkevin Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Birimi

DEVAMI


Ergoterapi

 

Ergoterapi  anlamlı ve amaçlı aktivitelerle sağlığı ve refahı  geliştiren  kişi merkezli bir sağlık mesleğidir (WFOT,2010), kişilerin aktivitelerle sağlıklı, iyi olmasını sağlayan ve yaşam memnuniyetini artıran bir meslektir.

Ergoterapinin temel amacı; kendine bakım, iş ve üretici faaliyetler, oyun ve serbest zaman aktiviteleri ile kişilerin yaşam rollerini yerine getirmesi için anlamlı ve amaçlı aktiviteler kullanarak kişilerin günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlığını sağlamak ve toplumsal katılımlarını artırmaktır. Ergoterapistler, otizm, serebral palsi, kas hastalıkları, ortopedik yaralanmalar,down sendromu, rett sendromu, yaygın gelişimsel bozukluk, öğrenme güçlüğü, hiperaktivite, mental retardasyon, az gören, hemipleji, duyu bütünleme problemi ve diğer tanıları almış veya tanısı bulunmayan özel gereksinimli tüm bireylerle çalışırlar.

Günlük yaşam aktiviteleri, kaba ve ince motor beceriler, sosyal beceriler, el göz koordinasyonu, gövde kontrolü, denge, oyun becerisi, akademik beceriler, ergonomik düzenlemeler, çevre düzenlemeleri, yardımcı araç önerisi, kognitif fonksiyonlar, duyu bütünleme/duyusal işlemleme, aile eğitimi çalışma alanlarından bazılarıdır.

Günlük yaşam aktiviteleri; yemek yeme, banyo yapma, tuvalete gitme, alış veriş yapma, tırnak kesme, saç tarama gibi hayatımızı sürdürmek için yapmamız gereken her şeyi içerir. Ergoterapistler müdahalelerini kişiye özgü tedavi programları oluşturarak ve gerekli yardımcı araçlar ve çevre düzenlemeleriyle sağlanabilecek en üst düzey bağımsızlık seviyesine ulaşmak üzere oluştururlar.

Kognitif fonksiyonlar; görsel algı,görsel motor becerileri, praksis, yer-zaman oryantasyonu, dikkat, uzayda pozisyon, lateralizasyon, hafıza gibi hayatımızın hemen hemen her alanında kullandığımız becerilerdir.

Duyusal işlemleme problemleri; dışarıdan aldığımız dokunma, tat, koku, görme, işitme, hareket ve pozisyon hissi gibi duyuların beyin tarafından az ya da fazla bulunması şeklinde ortaya çıkabilir. Duyu işlemleme problemi olan çocuklar pek çok alanda problem yaşarlar. Yaşıtlarıyla birlikte oyun oynayamama, kalabalık alanlara girmede problem yaşama, kalem tutama, eşyaları elinden düşürme, çok sık takılıp düşme, eşyalara çarpma, parmaklarını göz önünde hareket ettirme, saç-tırnak kestirirken ağlama, trafif gibi sıklıkla karşılaştığımız gürültülerden rahatsız olma, ayakkabılarını çoraplarını giymek istememe, altını ıslatma ve farkına varmama ya da bundan hoşlanma duyu bütünleme problemleri sonucunda ortaya çıkan problemlerden bazılarıdır.

Aile eğitimi ile ailenin çocuğa nasıl davranması gerektiği, nelere dikkat edileceği konularında yol gösterici olur ve çocuğun gelişiminde büyük rol oynar.

Siz de çocuğunuzun yaşadığı problemler için bir ergoterapiste danışabilirsiniz!

Ergoterapist Seval CEVHER

 

DEVAMI

Yoğunlaştırılmış Yarım Gün Eğitim Programı

YOĞUNLAŞTIRILMIŞ YARIM GÜN EĞİTİM PROGRAMI

2008 yılından bu yana İlk Evin Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi‘nin hedefi gerek fiziki yapısıyla gerek uzman eğitim kadrosuyla özel durumu bulunan çocuklarımıza kaliteli eğitim sunmaktır.

Hollanda başta olmak üzere farklı Avrupa ülkelerinde bulunan özel eğitim okullarına ziyaretimiz sonrası ülkemizdeki sistemi gözden geçirdik. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından sunulan aylık 8 seans eğitimin önemini elbette görmekteyiz ancak temel sorunu genel gelişim geriliği olan çocuklarımızın eğitiminin yetersiz kaldığı durumlarla da sık sık karşılaşmaktayız. Çocuklarımızın yaşıtlarına yakın bir seviyeye gelebilmeleri için daha yoğun bir özel eğitime ihtiyaçları olduğu göz ardı edilemez. Dünyanın birçok ülkesinde gördüğümüz örneklerde yoğun eğitim alan çocukların daha kısa zamanda daha farklı yerlere gelebildiğine şahit oluyoruz. Neden bizim çocuklarımız da bu imkânlardan faydalanmasın?

İlk Evin Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi olarak aylık 8 seans, yıllık ortalama 96 bireysel seansa ek olarak yoğun bir eğitim programı sunmaktayız. Öğrencilerimizi haftanın 5 günü, yarım gün eğitim formatıyla (sabah – öğlen grupları şeklinde) günlük 4 seans, aylık 80 seans, yıllık ise ortalama 960 seans özel eğitim ile destekliyoruz. Bu doğrultuda mevcut imkânlarda bir çocuk 10 yılda aldığı seansı İlk Evin’deki eğitimi ile 1 yılda alacaktır. Çocukların aldığı yoğun eğitimi ile yetenekleri ortaya çıkarken aileler de daha mutlu olacaktır.

Çocukların fiziksel, bilişsel, sosyal ve duygusal gelişimlerinin destekleneceği eğitim uygulama alanlarımız:

• Geniş, ferah bireysel ve grup eğitim odaları
• El sanatları atölyesi
• Özel donanımlı ince motor ve Montessori sınıfı
• Uygulama evi ve lavaboları
• Kapalı spor salonu
• Yenilenmiş hidroterapi havuzu
• Duyu bütünleme salonu
• 160 kişilik konferans ve tiyatro salonu
• İş atölyesi
• Engel parkuru ve tarım alanı bulunduran açık bahçesi
(1000 m2. acık etkinlik ve eğitim bahcesi)

Uzman ve alanında tecrübeli eğitmenlerden oluşan kadromuz, akıllı tahta ve tablet eğitimi gibi görsel destek sunan ve teknolojik altyapısı olan sınıflarda çocukların gelişim seviyesine uygun özel eğitim sunmaktadır.

Siz de çocuğunuzun bu imkânlardan faydalanmasını istiyorsanız İlk Evin Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi ile iletişime geçebilirsiniz. Aile danışmanlarımız sizi daha detaylı bilgilendirebilir, kurumumuzun imkânlarıyla yakından tanışmanızı sağlayabilir.

DEVAMI