tamamlayıcı eğitim programları

Ergoterapi  anlamlı ve amaçlı aktivitelerle sağlığı ve refahı  geliştiren  kişi merkezli bir sağlık mesleğidir (WFOT, 2010), kişilerin aktivitelerle sağlıklı, iyi olmasını sağlayan ve yaşam memnuniyetini artıran bir meslektir.

Ergoterapinin temel amacı; kendine bakım, iş ve üretici faaliyetler, oyun ve serbest zaman aktiviteleri ile kişilerin yaşam rollerini yerine getirmesi için anlamlı ve amaçlı aktiviteler kullanarak kişilerin günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlığını sağlamak ve toplumsal katılımlarını artırmaktır. Ergoterapistler, otizm, serebral palsi, kas hastalıkları, ortopedik yaralanmalar,down sendromu, rett sendromu, yaygın gelişimsel bozukluk, öğrenme güçlüğü, hiperaktivite, mental retardasyon, az gören, hemipleji, duyu bütünleme problemi ve diğer tanıları almış veya tanısı bulunmayan özel gereksinimli tüm bireylerle çalışırlar.

Günlük yaşam aktiviteleri, kaba ve ince motor beceriler, sosyal beceriler, el göz koordinasyonu, gövde kontrolü, denge, oyun becerisi, akademik beceriler, ergonomik düzenlemeler, çevre düzenlemeleri, yardımcı araç önerisi, kognitif fonksiyonlar, duyu bütünleme/duyusal işlemleme, aile eğitimi çalışma alanlarından bazılarıdır.

Günlük yaşam aktiviteleri; yemek yeme, banyo yapma, tuvalete gitme, alış veriş yapma, tırnak kesme, saç tarama gibi hayatımızı sürdürmek için yapmamız gereken her şeyi içerir. Ergoterapistler müdahalelerini kişiye özgü tedavi programları oluşturarak ve gerekli yardımcı araçlar ve çevre düzenlemeleriyle sağlanabilecek en üst düzey bağımsızlık seviyesine ulaşmak üzere oluştururlar.

Kognitif fonksiyonlar; görsel algı,görsel motor becerileri, praksis, yer-zaman oryantasyonu, dikkat, uzayda pozisyon, lateralizasyon, hafıza gibi hayatımızın hemen hemen her alanında kullandığımız becerilerdir.

Duyusal işlemleme problemleri; dışarıdan aldığımız dokunma, tat, koku, görme, işitme, hareket ve pozisyon hissi gibi duyuların beyin tarafından az ya da fazla bulunması şeklinde ortaya çıkabilir. Duyu işlemleme problemi olan çocuklar pek çok alanda problem yaşarlar. Yaşıtlarıyla birlikte oyun oynayamama, kalabalık alanlara girmede problem yaşama, kalem tutama, eşyaları elinden düşürme, çok sık takılıp düşme, eşyalara çarpma, parmaklarını göz önünde hareket ettirme, saç-tırnak kestirirken ağlama, trafif gibi sıklıkla karşılaştığımız gürültülerden rahatsız olma, ayakkabılarını çoraplarını giymek istememe, altını ıslatma ve farkına varmama ya da bundan hoşlanma duyu bütünleme problemleri sonucunda ortaya çıkan problemlerden bazılarıdır.

Aile eğitimi ile ailenin çocuğa nasıl davranması gerektiği, nelere dikkat edileceği konularında yol gösterici olur ve çocuğun gelişiminde büyük rol oynar.

Siz de çocuğunuzun yaşadığı problemler için bir ergoterapiste danışabilirsiniz!

Ergoterapist Nevzat Baykal

Müzik eğitiminde, öğrencilerimizin tüm gelişim alanları göz önünde bulundurularak, gelişim düzeyleri, engel türü, engel derecesi ve hazır bulunuşluk düzeyleri dikkate alınarak programlanan çalışmalar ışığında bireysel ve grup eğitimi yapılmaktadır.

Bu doğrultuda;

  • Öğrencilerimizin müzikle ilgili yeteneklerini ortaya çıkaran ses, kulak ve ritim çalışmaları yapmak.
  • Şarkı söyletme becerisi kazandırarak dili kullanma yeteneğinin geliştirilmesine yardımcı olmak.
  • Dinleme becerileri, işitsel sürelerini ve dikkat becerilerini artırmak.
  • Ezgiler eşliğinde vücudunu koordineli bir şekilde kullanarak hareket becerisi kazandırmak.
  • Müzikli dramatizasyon ve dans doğaçlamaları ile yaratıcılık duygusunu keşfetmesini sağlamak.
  • Öz saygılarının gelişimine ve benlik değerlerinin artmasına yardımcı olmak başlıca hedeflerimiz arasındadır.

Engelli bireyleri yaşamları süresince bağımsız düzeye getirmek için fizyoterapistler, özel eğitimciler, çocuk gelişim uzmanları ve psikologlar birçok farklı rehabilitasyon ve eğitim yöntemleriyle çalışmalar yapmaktadır. Buradaki nihai amaç engelli bireyleri maksimum bağımsızlığa ulaştırmaktır.

Uzay terapisinde bir kafes ve yanındaki çeşitli ekipmanlarla engelli bireyi istenilen pozisyona alabilmek, gereken destekleri gerektiği kadar vererek engelli bireyi mümkün olduğu kadar fonksiyonel kılabilmek amaçlanmaktadır. Makara sistemi dâhil ederekten de engelli birey ayağa kaldırılıp gerekli destek sağlanarak yürütülür ve engelli birey ile gerekli kasların kuvvetlendirilmesinde ağırlık yardımıyla çalışılmaktadır.

Özellikle fiziksel engeli bulunan bireylerde uzay terapisinin amaçları;

  • kas kuvvetini arttırmak,
  • denge ve koordinasyonu geliştirmek,
  • aktif ve pasif hareket sınırını arttırmak,
  • kontraktür oluşumunu engellemek,
  • belirli pozisyonlarda stabilize ederek yer çekimi hissini yaşamalarını sağlamak
  • kendine güven duygusunu geliştirmektir.

Uzay terapisinin uygulama alanları:

  • Serebral Palsi (CP)
  • Spina Bifida
  • Gelişimsel gerilik
  • Down sendromu
  • Spor yaralanmaları
  • Romatoid artrit
  • Ortopedik hastalar
  • Vestibuler hastalıklar
  • Duyusal rahatsızlıklar
  • Kas transplantasyonu

El Sanatları: Bireyin bilgi becerisine dayalı doğal hammaddeleri kullanarak el basit aletlerle toplumun kültür ve özelliklerini aynı zamanda  bireyin zevkli beceri ve hayal dünyasını yansıtan gelir sağlayıcı üretime yönelik etkinliklerdir. El sanatları eğitimi, eğitim ile sanatın farklı boyutlarıyla bir araya geldiği alandır. Bedensel veya zihinsel  engelli öğrencilerde  bilgi ve becerilerin kazandırılması yapılan etkinlikler  ile mümkündür. Kas becerileri, el – göz koordinasyonun gelişimi bu etkinliklerle geliştirilebilir.

Kağıt kopartma, kesme, yırtma, yapıştırma, katlama, renkleri ögrenme, boya fırçasının kontrolü, duygu ve düşüncelerin resim ile ifadesi, çamur, kil vb. aktiviteler duygusal doyum sağlama ve eğlenerek öğrenebilme açısından çok önemlidir. Öğrencilerin bilgi ve becerilerinin gelişiminin yanı sıra sosyal davranış kazanabilmeleri açısından da önemlidir.

 El sanatları boş zamanların değerlendirmesini, hobilerin zenginleştirmesini, rahatlama ve yaratıcı düşünmelerini sağlar. Aynı zamanda kendini ifade etme, seçim yapma, yardımlaşma, paylaşma  grup ile birlikte hareket etme gibi becerilerini de geliştirir.

Hazırlayan: İlkevin Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi El Sanatları Öğretmeni

Normal gelişen çocuklarda aile eğitiminin önemi herkes tarafından bilinmektedir. Her bireyin ailesinden alacağı temel bilgiler onun gelecekteki yaşamını belirler. Özel gereksinimi olan bireylerde ise aile eğitiminin daha farklı, daha büyük önemi vardır.

Anne babanın hayatına özel ihtiyacı olan engelli birey girdiğinde aileler uyum sağlama sürecinin farklı basamaklarından geçer. Genelde ilk başlarda yaşanan şok, inkâr ve suçluluk duygularından sonra üzüntü ve çöküntü, kararsızlık, reddetme, pazarlık, kabullenme ve uyum sağlama evreleri gerçekleşir. Her aile uyum sağlama sürecinde kendi hızıyla ve kendine özgü biçimde ilerler. Ailelerin bu süreçleri daha sağlıklı geçirebilmeleri için uzman desteği önemlidir. Hem uyum sağlama sürecini daha rahat geçirebilirler hem de genel çocuk gelişim evreleri, tanı durumunun özellikleri, özel eğitiminin önemi ve basamakları gibi birçok konuda bilgi alabilirler.

Aile eğitimi ve danışmanlığı bazı durumlarda görüşme şeklinde ve bireysel olarak verilmesi öngörülebilir. Fakat daha yaygın olarak gruplar halinde ve bilgilendirme seminerleri şeklinde uygulanmaktadır. Kurumumuzda ailelerin hangi eğitimlere ve desteğe ihtiyaçları oldukları belirlendikten sonra eğitim takvimi oluşturur. Bu takvime istinaden rehberlik birimimiz veya kurum dışından alnında uzman kişiler tarafından konferans salonumuzda eğitim ve seminer etkinleri yapılmaktadır.

Örgün eğitimde olduğu gibi rehberlik ve psikolojik danışmanlık birimi özel eğitim gereksinimi olan bireyler ve ailelerinde de büyük önem taşımaktadır. Rehabilitasyon merkezlerindeki destek eğitiminin etkili ve faydalı olabilmesi için okul - veli - öğretmen üçlüsü zincirinde ihtiyaçlar belirlenip çalışmalar düzenlenmelidir. Alanında uzman olan psikolog veya rehberlik ve psikolojik danışman gerek bireyin okulundaki eğitmenleriyle, gerek merkezdeki öğretmenleriyle gerekse de bireyin aile ortamındaki bireyler ile sağlıklı iletişim kurmalıdır. Bu unsurların birbirlerinden haberdar olması, koordineli ve eşgüdümlü çalışması, birbirine zıt değil birbirini tamamlayarak ilerlemesi önemlidir.

Rehberlik ve psikolojik danışmanlık biriminde özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin;

  • İlgi alanları, yetenekleri, yeterlilikleri ve iletişim örüntüleri gibi özelliklerini tanımalarına,
  • Kendileri ve çevreleriyle ilgili farkındalık kazanmalarına,
  • Temel problem çözme stratejilerini geliştirmelerine
  • Çevreleriyle olumlu ilişkiler kurmalarına,
  • Kendileri, çevreleri ve eğitimleri ile ilgili sorunlarını ve güçlüklerini çözebilmelerine yönelik psikolojik destek ve/veya danışma hizmetleri planlanır ve yürütülür.

Ayrıca gerektiğinde özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin yaşadıkları problem ve güçlüklerin çözümünde diğer özel eğitim ve rehabilitasyon personeli, bireyin anne ve babasıyla iş birliği içinde çalışmalar geliştirilir ve yürütülür. Kaynaştırma öğrencilerinin devam ettikleri okul rehberlik servisleri ve sınıf öğretmenleriyle iş birliği yapılır ve çalışmalar/ziyaretler planlanır.

Bireylerin anne ve babalarına yönelik psikolojik danışma, rehberlik ve gerektiğinde (yüzeysel) terapi hizmetleri sunulur. Fakat bazı durumlarda anne ve babaları psikolojik veya psikiyatrik yardım alabilecekleri kurum ya da kuruluşlara yönlendirmek gerekmektedir.

Gelişen teknoloji dünyasında, iletişimsizlik, gıdalardaki bozulma, beslenme alışkanlıkların değişmesi, televizyon ve bilgisayar başında tüketilen zamanın ciddi artışı gibi nedenlerden dolayı düzenli olarak hareket etmenin önemi aslında daha da artmaktadır. Sağlıklı, zinde, hastalıklardan uzak, yüksek yaşam kalitesi ve sosyal yaşam için her birey hareket etmelidir, spor yapmalıdır.

Hareket eğitimi, bireyin sinir-kas koordinasyonunu geliştirmeyi, fiziksel uygunluğunu arttırmayı, algısal-motor gelişimini desteklemeyi, sosyal-duygusal gelişimini sağlamayı ve öğrenme yeteneğinin geliştirilmesini amaç edinir. Düzenli olarak fiziksel aktivitelerde bulunmak sadece özel bireyler için değil 7'den 70'e tüm bireyler için önemlidir.
Hareket eğitimi, günlük yaşamlarında bir takım engeller ve sınırlılıklarla karşılaşan özel bireylerin yaşamlarını zenginleştirir. Hareket eğitimi sürecinde, birey öncelikle eğitmenini kendine model alır, yeni bir beceri kazanmanın mutluluğunu yaşar, arkadaş edinir ve başarı duygusunu yaşar. Bunun yanı sıra hareket eğitimi, bireyin

  • Kas ve eklemlerini istenilen düzeyde kullanmasına yardımcı olur.
  • Beden dili, jest ve mimik kullanmasına katkı sağlar.
  • Eğlence, heyecan gibi duyguların oluşumuyla duygu dünyasına renk katar.
  • Yarışmayı, kazanmayı ve kaybetmeyi tadarak farklı duyguları da öğrenmeye başlamasını sağlar.
  • Edinilen becerileri günlük hayata aktarma becerisini geliştirir.
  • Hayata bağlanmasına yardımcı olur.
  • Sergilenen performansın kişilik gelişimine yardımcı olmasını ve toplum tarafından kabul görülmesini sağlar.
  • Yaşam kalitesini yükseltir.
  • Kendi bedeninin farkında olmasında yardımcı olup sosyal ve duygusal gelişimleri hızlanır.

Ayrıca grup halinde yapıldığında bireyin yeni arkadaşlıklar kurmada, toplumsal hayata adapte olmada, grup içinde yer edinmede ve sosyal çevreyi keşfetmesinde önemli oynar.

Bireyler, çevrelerini görme, işitme, dokunma, tat, koku, vestibüler (denge ve hareket) ve propriosepsiyon (kas ile eklem) duyularından gelen bilgiler ile deneyimler ve yorumlar. Duyusal bütünleme ise beynin bu duyusal bilgileri düzenleyip yorumladığı süreçtir ve birçoğumuzda tipik çocukluk deneyimleri ile gelişmektedir. Duyusal bütünleme, bireylere güvenli bir şekilde hissetmelerine yardımcı olur.

Bazı bireylerin duyusal bilgiyi düzenleme becerisi olması gerektiği gibi gelişmeyebilir ve sonucunda birey öğrenme, konsantrasyon, okul başarısı, sosyal iletişim, oyun, giyinme, yemek yeme ve sakin kalabilme gibi günlük yaşamında zorluklar çekebilir. Bu durum duyusal bütünleme bozukluğu veya duyusal işlemleme bozukluğu olarak tanımlanabilir. Duyusal bütünleme bozukluğu, otizm spektrum bozukluğu, dikkat dağınıklığı, Serebral Palsi, öğrenme güçlükleri ve diğer nörolojik durumlar ile prematüre doğan bireylerde görülebilir. Duyusal işlemlemede güçlüğü olan bireyler;

  • Dokunma, hareket, ses veya görememeye aşırı tepkili olabilir.
  • Duyusal girdiye normalin altında tepki verebilir.
  • Normalin altında düşük veya üstünde yüksek aktivite seviyesine sahip olabilir.
  • Koordinasyon problemleri yaşayabilir.
  • Akademik başarı ya da günlük yaşam becerilerinde gecikme yaşayabilir.
  • Davranış organizasyonunda zayıf olabilir.
  • Zayıf kendilik konseptine sahip olabilir.

Duyusal bütünleme temelli seanslar her bireyin ihtiyaçlarına göre uygulanmaktadır. Seanslar, self-regülasyonu, duyusal işlemlemeyi, vücut farkındalığını, motor planlamayı veya kaba-ince motor becerilerin gelişimini hedefler.

Seans sırasında birey normal oyun oynuyormuş gibi görünse de, uzman duyusal süreçleri ile beceri gelişimini desteklemek için düzenlenmiş aktiviteler kullanarak sıkı bir çalışma yapıyordur.

Dünyada yapılan araştırmalar duyusal bütünleme ile bireylerde motor planlama, sosyalleşme, dikkat, davranışsal regülasyon, okuma becerileri, oyun becerileri ve bireysel hedeflere ulaşmak açısından başarılı sonuçlar ortaya çıkarmıştır.

Hidroterapi, (süreğen) hastalıkların ve fonksiyonel kayıpların tedavisinde tecrübeli eğitmenler tarafından suyu bir şekilde kullanarak uygulanan bir havuz tedavi uygulamasıdır.

Hidroterapide suyun sağladığı avantajları kullanarak başta kas-iskelet sistemi, sinir sistemi, kardiyovasküler sistem ve solunum sistemi hastalıkları olmak üzere pek çok kısıtlılık ve engellilik oluşturan durumu spesifik su içi egzersizleri ile rehabilite edilir.

Hidroterapide amaç bireyin fonksiyonel durumunu geliştirerek bağımsızlığını sağlamak ve yaşam kalitesini arttırmaktır. Suyun fiziksel özelliği (kaldırma kuvveti, hidrostatik, basınç, direnç ve viskosite, vb) su içi egzersizler için ideal bir ortam oluşturur. Özellikle suyun kaldırma kuvvetinden faydalanmak bu durumda önemlidir.

Örneğin, travma sonrası ortopedik cerrahi ya da konservatif immobilizasyon yapılan hastalarda yük bindirmenin istenmediğinden ancak eklem hareket genişliğinin sağlanmasını ve kas kuvvetinin arttırılması için suyun kaldırma kuvveti sayesinde erken rehabilitasyona başlamak mümkün olur.

Gelişmiş rehabilitasyon programlarının bir parçası olan hidroterapide her hastanın bireysel ihtiyacına göre spesifik programlar uygulanır.

Hidroterapiye uygun olan durumlar şunlardır;

  • Serebral Palsi (CP)
  • Polio (çocuk felci)
  • Fibromiyalji (romatizmal hastalıklar)
  • Multipl skleroz (MS)
  • Müsküler distrofi
  • Kas-iskelet sistemi yaralanmaları
  • Cerrahi müdahale (örneğin diz bağı operasyonu) veya kırık sonrası
  • Eklem zedelenmeleri
  • Eklem kireçlenmelerine bağlı kas zayıflıkları
  • Kas gerginlikleri
  • Denge problemleri
  • Diz/kalça protezi
  • Kas güçlendirmesi ve reedükasyon (hareket eğitimi)
  • Spor yaralanmaları
  • Kilo kontrolü ve/veya obezite
  • Duygu durum ve anksiyete (endişe-kaygı)
  • Nekahat dönemi (hastalık sonrası iyileşme dönemi)

Hidroterapi;

  • Kas gücünü arttırır.
  • Oksijen alımını ve aerobik kapasiteyi arttırır.
  • Esnekliği arttırır.
  • Denge ve koordinasyonu iyileştirir.
  • Gevşeme sağlayıp dolaşımı düzeltir.
  • Pozisyon duyusunu arttırır.
  • Germe egzersizlerini kolaylaştırır.
  • Ruhsal stres ve gerginliği azaltır.
  • Zor ve yorucu egzersizleri yapması daha basit hale getirir.

Hidroterapi seanslarının istikrarlı ve düzenli yapılmasıyla yukarıda belirtilmiş olan yararlar sağlanabilir.

ÜST