Bireysel Eğitim Teknikleri - İLK EVİN - Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi

Bireysel Eğitim Teknikleri

Türkçesi Uygulamalı Davranış Analizi olan ABA terapisi 70-80 yıla yakın bir geçmişe sahiptir. İlk kez 1913 yılında John Watson’ın başlattığı bir yaklaşım olup son 20-30 yıl içinde Amerika’da otizmi olan çocuklarla çalışılmış ve ardından tüm dünyaya yayılmıştır. Türkiye’de Uygulamalı Davranış Analizi yani UDA olarak da bilinmektedir. Uygulamalı davranış analizi (UDA)bir davranış değiştirme programıdır.

ABA yöntemi, otizmli çocukların yetersiz olduğu becerileri kazanmasını ve ortaya çıkan davranış sorunları ile başa çıkmayı amaçlar. Geliştirdiği davranış ilkeleri ile Davranış Analizi prensiplerini baz alarak öğretme teknikleri ve öğretim müfredatı geliştirmiştir. Her bir davranış ayrı ayrı öğretilir ve davranışları alt davranışlara bölüp basitleştirilir. Her bir davranış otizmi olan çocuğun anlayacağı seviyeye indirgenmektedir.

ABA yöntemi otizmi olan çocukların yaşıtlarıyla birlikte eğitimlerine devam etmesini amaçlar. İstenmeyen davranışların azaltılıp, alternatif davranışları ise artırmaya yönelik bir yöntemdir. Erken dönemde başlayan ve haftada 20-40 saatlik yoğun eğitim sonucunda otizmi olan çocukların davranışları açısından akranlarına uyum sağladığı gözlemlenmiştir.

ABA Terapisinin önemli noktaları şunlardır:

1- Uygulamalı olmalı
2- Davranışsal olmalı
3- Kullanılabilir olmalı
4- Kavramsal olmalı
5- Kesin ve Etkili olmalı
6- Genellenebilir olmalı

ABA yöntemi mutlaka bir uzman rehberliğinde yürütülmelidir. Bunun yanı sıra çocuğun sorunlu davranışlarının nereden kaynakladığı, nasıl pekiştirildiği vb. konularda aileden bilgi alınarak hedef davranışlar belirlenir.  Hedef davranışların gerçekleşebilmesi için çocuğun ailesinin ve çevresindeki kişilerin bu konuda bilgi sahibi olması gerekmektedir. Uzmanın verdiği yönergeler doğrultusunda evde ABA yöntemine devam etmek daha kısa sürede hedef davranışlara ulaşılmasını sağlamaktadır.

Braille alfabesi kendisi de görme engelli olan Louis Braille tarafından, görme engelli bireylerin okuma ve yazma için kullandığı alfabedir. Braille alfabesi görme engelli bireylerin kullandığı en önemli araçlardan biridir. Bir görme engelli birey ilkokul dönemi itibariyle bu alfabeyi öğrenme başlamaktadır.

Braille alfabesiyle basılan özel ders kitapları aracılığıyla görme engelli bireyler gerekli olan tüm eğitimleri alabilmektedir.

Braille alfabesinde bulunan her bir karakter 2 sütun ve 3 satır olmak üzere 6 noktadan oluşmaktadır. Her harfteki bazı noktaların daha baskın yapılmasıyla oluşturulan alfabe görme engellilerin elleriyle hissederek okuma ve yazmasını sağlamaktadır.

Braille alfabesi sayesinde görme engelli bireyler; adres ve telefon numaralarının yazılması, kaset ve disketlerin Braille ile etiketlenmesi, asansör katlarının düğmelerinin yazılması, avukatların dosyalarının üzerine Braille ile etiketleme yapması, iplik renklerini ayırt edebilmek gibi birçok alanda kolayca bilgi edinebilmektedirler.

Cinsel gelişim, bireyin kendi cinsiyle ilgili üreme organlarının büyüyüp gelişmesini ve bunlarla ilgili değişiklikleri kapsamaktadır. Bir çocuğun cinsiyetine uygun takındığı davranış, rol ve tutumlardır. Cinsel kimliğin oluşması ve kişinin cinsel kimliğine uygun davranışlar sergilemesi açısından cinsel gelişim büyük önem taşımaktadır.

Cinsellik eğitimi ise, kişinin cinsel gelişimini anlayabilmesi, sağlıklı cinsel kimlik oluşturması, karşı cinsin haklarına uygun davranışlar sergilemesi için gereken bilgilerin bütünüdür. Cinsellik eğitimi alan çocuklar, kendi bedenlerini tanıyarak doğru cinsel kimlik oluştururlar.

Cinsel kimlik oluşumunu sağlıklı şekilde tamamlayan çocuklar kendi bedenine ve karşı cinse saygılı olmayı öğrenir. Kız ve erkek cinsiyeti arasında bulunan farkları ve bu farklılıkların getirdiği cinsiyet rollerini öğrenirler. Cinsel eğitim konusunda bilgi sahibi olan çocuklar yetişkin birinin verdiği zorlayıcı veya yanlış bilgilere karşı tedbirli ve reddetme özelliğinde olurlar. Uygunsuz teklif ve baskılara karşı çıkma konusunda daha başarılı olur.

Cinsel eğitim konusunda ebeveynlerin de bilgili olması gerekmektedir. Cinsel gelişimle merak ettiği konuları ebeveynleriyle rahatça konuşan çocukların, kendilerine ve ebeveynlerine karşı güven duyguları artmaktadır.

Ebeveynler soruları yanıtlarken çocuğun gelişim düzeyine uygun cevaplar vermeye özen göstermelidir. Ayrıca sorular karşısında eleştirel, ayıplayıcı ya da suçlayıcı tepkiler verilmemelidir. Çocuk olumsuz tepkiyle karşılaştığı durumlarda merakını kendisi gidermeye çalışmakta ve edindiği bilgilerin doğru olup olmadığını ayırt edememekte bu nedenle güvensizliğe düşmektedir.

Çocuklara 3 yaşından itibaren özel bölgelerimizden bahsedilmeli, özel bölgelerimizin oyun oynamak için olmadığını ve başkasının da bedenimiz üzerinde oyun oynayamayacağı anlatılmalıdır. İyi ve kötü dokunuşun farklı anlatılmalıdır. Çocuk kendisine dokunulmasını istemediği zaman, çocuğa bu konuda saygı gösterilmelidir.

Çocuklar sevme amaçlı dahi olsa sarılmaya ya da öpmeye zorlanmamalıdır.

Eteçom, ilişki-temelli yaklaşıma dayalı bir programdır.

Çocuğun ebeveyn veya eğitmenleriyle olan etkileşiminin kalitesini arttırmayı hedeflemektedir. Çocuğun sosyal oyun oynayabilme, etkiletişim başlatabilme, ortak dikkat gibi 16 davranışın kazanılabilmesi amaçlanmaktadır.

ETEÇOM, bu 16 davranışın çocuğa kazandırılabilmesi için 66 öğretim stratejisini içermektedir. Haftalık bir ve ya iki oturum olarak, her oturumda birkaç öğretim stratejisi çalışılarak öğretilmektedir.

ETEÇOM'un uygulandığı tanılar;

- Down Sendromu
- Serebral Palsi
- Otizm
- Zihinsel Yetersizlik
- Gecikmiş Dil Konuşma
- Gelişimsel Gerilik

ETEÇOM'un Kapsamı;

  • Bilişsel Açıdan: Sosyal oyun, etkileşim başlatma, araştırma, problem çözme ve pratik yapma
  • İletişimsel Açıdan: Etkinliğe katılım, ortak dikkat, seslendirme, amaçlı iletişim, karşılıklı sohbet
  • Sosyal-Duygusal Açıdan: Empati kurma, iş birliği yapma ve kendine güven becerilerini kapsamaktadır.

İletişim insanların hayatlarında olmazsa olmazlardan biridir. İnsanlar kendilerini anlatmak ve karşısındakini anlamak için ortak bir iletişim paydasında buluşurlar. İnsanlar arasında iletişim kurmak için birçok yöntem vardır. Bunlardan biri de dilsel ve işitsel yetisini kullanamayan insanların kullandığı 'İşaret Dili'dir.

İşaret dilinde insanlar kendi aralarında iletişim kurmak için el hareketleri ve mimiklerini kullanırlar. Özetle işaret dili sessiz, görsel bir dildir.

Her dil gibi işaret dili de ülkeden ülkeye değişiklik gösterebilmektedir. Günümüzde Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde kullanılan işaret dilinin kökeni 16. ve 17. yüzyıl Osmanlı Devleti'ne dayanmaktadır. İlk işitme engelliler okulu yine Osmanlı Dönemi'nde II. Abdulhamit tarafından kurulan 'Yıldız Sağırlar Okulu'dur; hatta günümüz Türkiye'sinde kullanılan işaret dilinin temellerinin bu okulda atıldığı tahmin edilmektedir.

Türk işaret dilinde sözel dilde olduğu gibi bir gramer yapısı bulunmaz. Yani Türkçede 'Ben gidiyorum' olarak kullandığımız cümle yapısını işaret dilinde 'Ben gitmek' olarak kullanırız. Bu noktada mimikler ve jestler devreye girer. Yine aynı şekilde cümlenin soru cümlesi olup olmadığını anlatmak için mimikler ve jestler devreye girer. İşaret dilinde cümleye olumsuzluk ekinin verilmesi için ise 'değil' ifadesi kullanılır.

İşitme engellilerin karşılaştığı zorlukların temelinde engelsiz insanların onlarla iletişim kuramamaları yatmaktadır. İşitme engelli birçok kişi insanlarla iletişim kurabilmek için çok fazla çaba göstermek zorunda kalmaktadır. Tedaviler, terapiler ve tıbbın imkânlarının yanında insanların çabası da söz konusudur.

Bu çabanın farkında olunarak Türkiye'de işaret dili kullanımının önemi artmış ve bu konuyla ilgili birçok programlar gündeme getirilmiştir.

Küçük adımlar zihinsel engelli bireyler için 1993 yılından beri içinde uygulaması yapılan erken eğitim programıdır.

Küçük adımlar erken eğitim programı gelişim geriliği olan bireylerin aileleri için hazırlanmıştır.

Küçük adımlar erken eğitim programı 5 temel gelişim alanı üzerine çalışmaktadır. Programın içeriğindeki beceriler 0-6 yaş dilimindeki çocuklara uygulanmaktadır.

Bunlar:

- Büyük Kas Becerileri
- Küçük Kas Becerileri
- İletişim Becerileri
- Alıcı Dil Becerileri
- Kişisel ve Toplumsal Beceriler

Küçük Adımlar erken eğitim programını herhangi bir nedenle gelişimsel geriliği olan Otizm, Down Sendromu, Cerebral Palsy vb. tanı alan özellikle 0-6 yaş grubu çocuklara uygulanır. Ayrıca ailenin kendi çocuğuyla çalışmaya ve öğrendiklerini çocuğuna öğretmeye istekli olması önemlidir.

Küçük Adımlar erken eğitim programı uygulanırken öncelikle bir uzman tarafından programa aday öğrencinin ön değerlendirmesi alınır. Ön değerlendirme sırasında çocuğun küçük adımlar becerilerini tamamlamış olup olmadığı değerlendirilir.

Gelişim becerilerini tamamlayamamış olan çocuklar eğitime alınır. Küçük Adımlar eğitim programı aile ile iş birliği ve düzenli görüşmeler yapılarak uygulanır. Öğrenci gelişimsel becerileri tamamladıkça aile ile birlikte programın takibi yapılır.

İtalya'nın ilk kadın doktoru, pedagog ve antropoloji profesörü Maria Montessori tarafından her çocuğun bireyselliğine uygun olarak Montesorri eğitimini geliştirmiştir. Her çocuğun kendine özgü öğrenme hızı, ilgi alanı ve bireysel becerileri olduğunu kabul eden bir eğitimdir.

Maria Montessori 1907 yılında çocuklarla çalışmalar yapabileceği ilk çocukevi olan ''Casa dei Bambini''yi kurmuştur. Burada yaptığı gözlemler ve çalışmalarla çocukların hoşlandığı ve hoşlanmadığı durumları saptamıştır.

Çocuklar;

- Ödül ve cezalardan,
- Oyuncaklardan,
- Yetişkinlerin düzenlediği eğitim sürecinden,
- Öğrenci sıraları ve öğretmen masasından,
- Seçimlerini özgürce yapabilmekten,
- Sakin ve sessiz ortamlardan,
- Hareket özgürlüğünden,
- Okuma ve yazmada kitap okumamaktan,
- Sosyal ilişkilerini kendilerinin düzenlemesinden hoşlanmaktadır.

Montessorinin diğer eğitim yöntemleriyle karşılaştırıldığında, çocukların daha özgür seçimler yapabildiği ve yaptıkları hataları daha iyi denetleyebildikleri bir sistem olduğu görülür.

Bu eğitimi veren okullarda çocuklar istediği materyalle istediği zaman ve yerde çalışabilmektedir. Burada çocuk için önceden uygun hale getirilmiş ortamlarda, çocuğun kendi kişiliğini oluşturabileceği hareket ve faaliyet özgürlüğü tanınmaktadır.

Montessori Etkinliklerinin Çocuğa Faydaları Neler?

Eğitimde yapılan etkinlikler, çocukların zihinsel gelişimini hızlandırmakta ve kendine özgü becerilerini geliştirmelerini sağlamaktadır. İnce motor ve kaba motor becerilerinin gelişimini sağlar.

Yetenekleri gelişen çocuklar, kendilerini daha iyi ifade etmekte, potansiyellerini keşfetmekte ve özgüven düzeyleri yükselmektedir.

OÇİDEP (Otizmli Çocuklar İçin Davranışsal Eğitim Programı), bir Erken ve Yoğun Davranışsal Eğitim (EYDE) programıdır. Bu yaklaşım Lovaas tarafından UDA (Uygulamalı Davranış Analizi) temelinde geliştirilmiş ve bilimsel dayanağı en fazla olan programlardan biridir.

Yapılan araştırmalar, EYDE programlarının otizmi olan çocukların gelişimlerinde diğer uygulamalara kıyasla çok daha etkili olduğunu göstermiştir. Haftada 30-40 saat EYDE eğitimi alan otizmi olan çocukların zihin ve dil gelişimlerinde ve uyumsal becerilerinde ilerlemeler olduğu belirlenmiştir. EYDE programları genellikle çocuğun kendi evinde yürütülmektedir.

Ancak özel eğitim okulu, normal okul vb. uygulamalar da bulunmaktadır. Programın önemli özellikleri şöyle sıralanmaktadır:

- Erken başlanması
- Yoğun olması
- Davranışsal Olması
- Kesintisiz ve Birebir Eğitim olması

Otizmi olan çocukların sorunlardan biri, akranlarının oynadığı oyunlara benzer oyunlar oynayamamasıdır. Bu nedenle otizmi olan çocuklara oyun becerilerinin öğretimi öncelikli hedeflerdendir. OÇİDEP programında taklit, eşleme ve alıcı dil becerilerinde belli bir ilerleme kaydedilmesiyle birlikte, oyun becerileri üzerinde çalışılmaya başlanır. Çocuk bir beceride başarılı olduktan sonra öğretimin farklı kişiler tarafından, farklı araçlar kullanılarak ve farklı ortamlarda uygulanarak genellenebilir olması hedeflenmektedir.

OÇİDEP'te yer alan beceri alanları:

  1. Taklit becerileri: Tek-basamaklı taklit, yüz hareketlerinin taklidi, iki basamaklı taklit, gömülü taklit
  2. Eşleme ve sınıflama: Üç ve iki boyutlu eş olan ve olmayan nesneleri eşleme, sınıfa göre eşleme, ayırma, sınıflama
  3. Alıcı dil: Tek ve iki basamaklı alıcı dil becerileri, jest destekli alıcı dil becerileri
  4. Adına tepki verme
  5. İfade edici dil: Jestsel, sözel ve görsel iletişim becerileri
  6. Ortak dikkat: Ortak dikkat girişimine tepki verme, ortak dikkat başlatma
  7. Tuvalet becerileri
  8. Soyunma-giyinme becerileri
  9. Beslenme becerileri
  10. Blok dizaynı
  11. Adı söylenen nesneyi ve eylemi belirleme
  12. İşitilen sesin kaynağını belirleme
  13. El becerileri: Çizim yapma, makasla kesme
  14. Kavramlar: Renk kavramı, şekil kavramı, zıtlık kavramı
  15. Akran etkileşimi

Öğretimde kullanılan temel davranışsal süreçler; sistematik pekiştirme, uyaran kontrolü, güdüsel işlemler ve genellemedir.

Orff yöntemi müzik ve hareket eğitimi olarak adlandırılmaktadır. Genellikle okul öncesi ve ilköğretim döneminde yararlanılan, Alman besteci Carl Orff'un geliştirdiği müzik, dans, ritim, hareket ve doğaçlamanın önemsendiği bir müzik yaklaşımıdır. Yaklaşıma göre çocuğun bedensel olarak müziği dışa vurmaya ihtiyacı bulunmaktadır.

Orff yaklaşımının amacı ise, çocuğun kendi müziğini oluşturduğu, doğaçladığı ve bu yolla kendini ifade imkânı bulduğu bir seviyeye ulaşmasını sağlamaktır. Orff yöntemiyle şarkı söyleyen, dans eden, çalgı çalabilen müziği okuyup yazabilen çocuklar yetiştirmek hedeflenmiştir.

Orff eğitiminde çocukların kolaylıkla yakalayabileceği ritimler, çocukların kendilerini özgürce dışa vurabilecekleri dans ve hareket etkinlikleri kullanılmaktadır. Orff yöntemi uygulamalarında uygulayıcı ve diğer kişiler, sınıftaki tüm bireylere ve çalışmalarına saygıyla yaklaşmayı öğrenirler. Bu durum tüm çocukların kendilerini korkusuzca ve özgür ifade etmelerine olanak sağlamaktadır.

Orff yönteminde kullanılan enstrümanlar okul öncesi dönemi çocuklarının bedensel gelişimine uygundur. Bunun yanı sıra motor becerilerini destekleyici niteliktedir. Enstrümanlar çocukların keşfedebileceği, çeşitli yöntemlerle sesler çıkarabildiği dayanıklı çalgılardır.

Orff çalgıları aynı zamanda herhangi bir akort işlemine gerek duyulmamaktadır.

Orff çalgıları şöyle sıralanmaktadır:

- Zil
- Marakas
- Tef
- Bango
- Çelik üçgen
- Ritim çubukları
- Çeşitli davullar
- Ksilofon

Princeton Child Development Institute (Princeton Çocuk Gelişim Enstitüsü) Amerika'da otizmli çocuklara yaklaşık 40 yıldır eğitim veren bir kurumdur. Toplum temelli ve bilimsel verilere dayalı uygulamaları, bilimsel araştırmaları ile tüm dünyada kabul gören bir kurumdur. PCDI modeli etkili öğretim programı tasarlama, uygulama, uyarlama, öğretim sonuçlarını değerlendirme ve raporlaştırma süreçlerini kapsar.

Yaygın gelişimsel bozukluk veya diğer gelişimsel yetersizliği olan küçük yaştaki çocuklar için bağımsızlık kazandırma becerisini içerir.

PCDI modelinin kullandığı en önemli teknik; etkinlik çizelgesidir. Etkinlik çizelgesi, önce uygulayıcısıyla, sonra da bağımsız olarak, başkalarının komut ve yönlendirmelerine gereksinim duymadan günlük rutinlerini kendi başlarına yapmaları için yardımcı olan yazılı yönergeler, sembolik işaretler ve fotoğraflardan oluşan, çocuğa özel hazırlanan bir yol göstericidir.

Portage Erken Eğitim Programı, 1969 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nde yoksul ailelerin çocuklarının gelişimini desteklemek ve araştırmak amacıyla geliştirilmiştir. Daha sonra program, ABD başta olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde onaylanmış ve uygulanmaya başlanmıştır.

Programın hedefi çocuğun doğumundan okul çağına gelene kadar gelişimini izlemek ve takip etmektir.

Portage erken eğitim programı 0-6 yaş dilimindeki çocukların gelişimini değerlendirerek çocuğun yaşı gereği yapması gereken becerileri ne ölçüde gerçekleştirebildiğini belirler.

Programın değerlendiği alanlar:

- Bebek Gelişimi
- Sosyal Gelişim
- Dil Gelişimi
- Öz Bakım Gelişimi
- Bilişsel Gelişim
- Fiziksel Gelişim olarak sıralanmaktadır.

Portage erken eğitim programı gelişim geriliği olan çocuklara uygulanabilmesinin yanı sıra normal gelişim gösteren çocuklara da uygulanabilmektedir. Çocuğunu aşama aşama takip etmek isteyen tüm ebeveyn ve eğitimciler için fırsat sunmaktadır. Programın hizmet modeli çocuk, ebeveynler, eğitimci ve uzmanlardan oluşmaktadır.

Program, çocuk ve gerçekleştirebildiği becerileri temel alarak geliştirilmiştir. Çocuğun farklı gelişim alanlarında desteklenmesi ve geliştirilebilmesi etkinlik örneklerini içermektedir. Çocuğun kendini daha rahat ve güvende hissettiği ev ortamında ailenin hangi oyuncaklarla oynayabilecekleri, ne tür oyun ve etkinliklerden yararlanabilecekleri konusunda bilgiler vermektedir. Bu nedenle bazı ev ödevleri verilebilmektedir.

Ayrıca ailenin çocuğun gelişim düzeyini ve aşamalarını bilmesi; çocuğun becerilerinin altında veya üstünde beklenti oluşmasını engellemektedir.

Ses temelli cümle yöntemine göre okuma-yazma eğitimi, ilk okuma-yazma öğretiminin seslerle başlatılmasına dayanmaktadır. Anlamlı bir bütün oluşturulacak birkaç ses verildikten sonra seslerden hecelere, hecelerden kelime, kelimelerden cümle oluşturma şeklinde sıralanmıştır.

Bu yöntem yapılandırıcı öğrenme yaklaşımına uygundur. Ses temelli okuma-yazma yöntemi okuma ve yazmayı belirli kalıplar halinde değil çocuğun daha çeşitli hece ve kelime öğrenmesini gerekli kılmaktadır.

İlerlemesi ise kolaydan zora doğru olmaktadır.

Bu yöntemle, öğrencinin cümleleri ezberlemesi engellenmekte ve cümleyi anlayarak öğrenmesi sağlanmaktadır.

Ses Temelli Cümle Yönteminin Aşamaları:

  1. İlk okuma-yazmaya hazırlık
  2. İlk okuma-yazmaya başlama ve ilerleme
    1. Sesi hissetme ve tanıma
    2. Sesi okuma ve yazma
    3. Sesten heceler, hecelerden kelimeler, kelimelerden cümleler oluşturma
    4. Metin oluşturma
  3. Okuryazarlığa ulaşma

Ses Temelli Cümle Yönteminin faydaları ise;

- Öğrencinin dil gelişimine katkı sağlaması,
- Bütün sesleri öğrenmesinin yazma sürecini kolaylaştırması,
- Sözlü dilden yazılı dile geçişi kolaylaştırması,
- Okuma-yazmayı öğrenme sürecinde zihinsel ve sosyal gelişimine katkı sağlamasıdır.

Yaratıcı drama, bir grup kişinin deneyimlerinden yararlanarak bir düşüncenin veya amacın doğaçlama olarak rol oynama yöntemlerinden yararlanılarak canlandırılmasıdır.

Oyun ve sanat bir çocuğun gelişimi ve kendini keşfetmesi bakımından çok önemlidir. Yaratıcı drama doğaçlamaya dayandığından çocuğun sosyal iletişim becerileri, özgüveni, yaratıcılığı ve kendini ifade edebilme becerilerine katkı sağlamaktadır. Çocuk yaratıcı drama etkinliklerinde yaparak ve yaşayarak öğrenmektedir.

Yaratıcı drama eğitiminin amaçları arasında; yaratıcılığı geliştirme, sosyal iletişim ve birlikte çalışmalar gerçekleştirebilme, kendini tanıma, problem çözme becerilerini geliştirme, hayal gücünü geliştirme, dinleme becerilerini geliştirme, grup olarak karar verebilme, empati yeteneğini geliştirebilme bulunmaktadır.

Yaratıcı dramanın kullanıldığı alanlar okul öncesi dönemi eğitimden başlamak üzere birçok alanda görülmektedir. Bu alanlara örnek olarak, psikolojik danışma ve rehberlik, işitme engelliler, görme engelliler, zihinsel engelliler ve otizmi olan çocuklara eğitimleri verilebilir.

Yaratıcı drama çocuğun hayal gücünü ve yaratıcılığını geliştirir. Kendisini tanıyan çocuk kendine güvenme, bağımsız kararlar alabilme becerilerini kazanır. İçinde bulunduğu grupla işbirliği halinde olmayı ve kendini karşısındaki kişinin yerine koymayı öğrenir. Başkalarıyla olan benzerlik ve farklılıkları keşfeder.

Tüm bu kazanımların yanında yaratıcı drama esnasında çocuklar eğlenir ve çocukta sanat eğilimleri oluşturur.

ÜST